antik kentler

likya yolu üstündeki antik kentler

En uzun yürüyüş rotalarından birisi olarak dünyada popülerlik kazanan ‘Likya Yolu’nu projemizin merkezine yerleştirdik.

Hem doğaseverseniz hem de tarihe ilginiz varsa yapabileceğiniz en maceralı turlar arasında bulunan Likya Yolu turunda mutlaka görmeniz gereken antik kentler yer alıyor. Yolun da tarihi bir güzergâh olduğunu göz önünde bulundurursanız antik kentlerde molalar vererek gezinizi tamamlayabilirsiniz.

Pınara Antik Kenti: Fethiye’ye en yakın antik kent olan Pınara 45 kilometre mesafede bulunuyor. Likyalılar buraya Pinale veya Pinara demişler. Bu onların dilinde yuvarlak anlamına geliyor. Söylenenlere göre burası yaşlıları kurduğu bir kent. Xanthos kentinde nüfus çok artınca yaşlılar kentten ayrılarak Kragos Dağı’nın eteğine gelip Pinara kentini kurmuş.
Sidyma Antik Kenti: Fethiye’nin Patara ilçesine çok yakın bir yer de bulunan Pydnai, Likya kentlerinden biri. Antik kent içerisinde günümüze kadar ulaşmış olan kale surlarını görebilirsiniz. Maalesef bu surlar dışında kentte görülecek pek bir şey kalmamış. Zamanla çevredeki yapılar yıkılmış. Altı adet kale burcu hemen hemen sağlam bir şekilde günümüze kadar gelmiş.
Olympos Antik Kenti: Kentin kuruluş tarihi kesin olarak bilinmese de Olympos, Likyalıların bastığı sikkelerde M.Ö. 168-178 yıllarında görülüyor. Olympos, Antalya’nın 80 kilometre güneyinde bulunuyor. Olympos Çayı olarak bilinen Akçay bu kenti ikiye böler. Tarihte liman kenti olması ile büyük bir önem taşımış.
Limyra Antik Kenti: Finike yakınlarında bulunan Limyra Antik Kenti 1216 metre yüksekliğe sahip bir tepenin eteklerine kurulmuş. Elde edilen bulgularda bir zamanlar kentin Likya’ya başkentlik yaptığı ortaya çıkmış. Doğuda bulunan başkent Limyra iken batısında da Xanthos başkent olarak kullanılmış. Limyra’dan sonra Xanthos’a da geçebilirsiniz.
Xanthos Antik Kenti: Eşen Çayı kenarındaki iki tepe üzerinde bulunan Xanthos, Likya’nın batıda yer alan başkenti. Yerleşim yerinin adı Ksantos olarak da biliniyor. Kent Pers egemenliğinde olduğu zamanlarda büyük bir yangın geçirmiş. Kent Persler, Likyalılar, Romalılar, Araplar ve Bizanslar gibi pek çok uygarlığa ev sahipliği yapmış. Bu nedenle de çevrede çok fazla farklı kültürlerden izler taşıyan yapılar bulunuyor. 1988 yılında bu yapıları korumak için UNESCO Dünya Mirasları Listesi’ne almışlar.
Apollonia Antik Kenti: Apollonia kenti, Kaş’a yaklaşık 20 kilometre uzaklıkta konumlanıyor. Bu yerde yerleşim M.Ö. 4.yy zamanlarında kurulmuş. Çevresindeki kale surlarının kalıntıları günümüze kadar ulaşabilmiş. Ayrıca alanda bir Bizans döneminden kalmış kilise yer alıyor. Kilisenin yakınında da tiyatro bulunuyor. Tiyatro günümüze gelene çok tahrip olmuş. Fakat yine de belli başlı kısımları sağlam bir şekilde duruyor.
Patara Antik Kenti: Likya’nın bir diğer önemli kenti de Patara. Hatta kent Likya’nın başkenti olarak da kullanılmış. Antik kent içerisinde bir geziye çıktığınız zaman Tiyatro ve Meclis Binasının kalıntılarını yakından görebilirsiniz. Bu yer Bizans döneminde de Hristiyanlar için büyük bir öneme sahipti. “Noel Baba” olarak anılan Saint Nicholaos da Patara’da yaşıyormuş.
Letoon Antik Kenti: Fethiye yakınlarında konumlanan Letoon Antik Kenti, o zamanın şairi Ovidius’un anlatmasına göre kent gökyüzü, şimşek, kanun ve düzenin tanrısı olan Zeus’tan hamile kalan Leto adına kurulmuş. Kentte görebileceğiniz 3 tane tapınak bulunuyor. Sırasıyla bu tapınakların adı en soldan Leto, Artemis ve Apollon. Ayrıca kentin arka tarafında bir de tiyatro kalıntıları bulunuyor.
Teimiussa Antik Kenti: Theimussa Antik Kenti, mezar kalıntıları ile ünlü bir kent. Bu antik yer hakkında tarihi bilgiyi Üçağız Köyü’ndeki kitabeden öğrenilmiş. Köyün içerisinde de çok sayıda antik mezar kalıntıları bulunuyor. Bu mezarlar Helen ve Roma döneminden günümüze gelmiştir. Antik mezarların içerisinde bir tanesinin üzerinde çıplak bir adam ya da erkek çocuk heykeli bulunan bir mezar bulunuyor. Bu mezarın üzerinde Kluwanimi’ye ait olduğu yazıyor.
Simena Antik Kenti: Likya’nın küçük bir kıyı kenti olan Simena, doğa harikası bir güzelliğe sahip. M.Ö. 4. yy.da yerleşim başlanan bu kent günümüze gelene kadar pek çok büyük deprem geçirmiş. Bu nedenle de şehrin çoğu bölümü sular altında kalmış. Simena şehrinin kalesi günümüze kadar gelebilmiş en güzel yapılarından biri. Bu kenti görmek isteyenler deniz yoluyla tekneler yardımıyla ulaşabilirler. Kentin kalesinden etraftaki muhteşem manzarayı görebilirsiniz.
Faselis Antik Kenti: Asıl adı Phaselis olan Faselis Antik Kenti, M.Ö. 7.yy.da inşa edilmiş. Bu antik kenti gezerken aynı zaman da güneşlenip denize de girebilirsiniz. Plajı çakılsız yumuşacık bir kumdan oluşuyor. Zamanında Likya’nın önemli liman kentlerinden biri olma özelliği taşıyordu. Antik kentin orasında yaklaşık 20 metre genişliğinde bir cadde bulunuyor. Ayrıca görülmesi gereken bir başka yapı da Gelidonya Feneri.